“İstanbul’da bir asgari ücretli, maaşıyla konut kirasının sadece yüzde 67’sini karşılayabiliyor”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Şehir Plancısı Dr. Buğra Gökçe, sosyal medya hesabından yaşanan konut krizinin verilerini paylaştı. İstanbul’da bir asgari ücretlinin tüm maaşıyla konut kirasının sadece yüzde 67’sini karşılayabildiğini kaydeden Gökce, büyükşehirlerde yaşanan konut krizinin iki yönüne dikkat çekti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökce, konut fiyatlarında yaşanan artışın yol açtığı mülksüzleştirmenin, insani bir krize ulaşma boyutunda olduğunu söyledi.

Konut fiyatlarına yönelik verilere dikkati çeken Gökce, artan kira ve satış bedellerinin emekçilerin ev sahibi olmasına engel olduğunu vurguladı.

Endeksa verilerine göre, İstanbul’da 100 metrekare konut kira bedelinin ortalama 17.111 lira olduğunu kaydeden Gökce, “Yani asgari ücretli tüm maaşıyla konut kirasının sadece yüzde 67’sini karşılayabiliyor. Ankara’da bu oran yüzde 82, İzmir’de yüzde 75” dedi.

“Konut sahipliği oranı yüzde 56’ya düştü”

Konut fiyatlarının ve konut kira bedelinin yükselişi nedeniyle, çalışanların emekçiler ev sahibi olamadığını vurgulayan Gökce, “Artan ihtiyaçlar nedeniyle konutlarını satarken, satılan konutları yabancılar veya zaten birden fazla konutu olan yüksek sermaye sahipleri alıyor. Konut sahipliği oranı bu yüzden 2002 yılındaki yüzde 73 seviyesinden yüzde 56’ya düştü” diye konuştu.

Yetersiz ücretler nedeniyle büyükşehirlerde yaşamanın imkansız hale geldiğini kaydeden Gökce, “Ev almak bir tarafa, ev kiralamak bile gittikçe imkansız hale geliyor. Bu yüzden İstanbul’dan Anadolu’ya göç hızlanıyor” dedi.

“Konut krizinin iki yönü var”

Üretim ve hizmet sektörü gibi kritik sektörlerde istihdam altında olanların elde ettikleri gelirle geçinemedikleri için başka şehirlere göç ederken, istihdam ve üretim yaratan önemli sektörlerde de üretimi etkileyecek ciddi bir istihdam krizi ile karşı karşıya kalınabileceğini söyleyen Gökce, şu ifadeleri kullandı:

“Büyükşehirlerde yaşanan konut krizinin iki yönü var. Birincisi üretim ve hizmet sektörü gibi kritik sektörlerde istihdam altında olanlar elde ettikleri gelirle geçinemedikleri için başka şehirlere göç ederken, istihdam ve üretim yaratan önemli sektörlerimiz de üretimi etkileyecek ciddi bir istihdam krizi ile karşı karşıya kalıyor. Maliyetlerdeki artış enflasyonu ve ortalama yaşam giderlerini de arttırdığı ve kamu yönetimi doğru politikalarla emekçilerin hakkını korumadığı için Türkiye’nin ya üretim gücü ya da rekabet gücü azalıyor. Aynı et, süt, yumurta, peynir, sebze, meyve sektörlerinde olduğu gibi diğer sektörlerde de üretim azalmasına bağlı fiyat artışları da önümüzdeki dönem bizi bekliyor.”

“Devletin konut piyasasına akılcı ve bilimsel yöntemlerle müdahale etmesi gerekiyor”

Gökce, “X” hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:

“Bir süredir yazıp söylüyoruz. Devletin konut piyasasına akılcı ve bilimsel yöntemlerle müdahale etmesi gerekiyor. Bu zamana kadar TOKİ ve Emlak Konut gibi kurumlar lüks konut üretip rant transferi yapmayı sosyal konut üretmeye tercih ettiler. Halbuki Anayasa’da yer alan konut hakkı devlete nüfus artışına ve ihtiyaçlara göre atacağı adımlarla konut hakkını koruma görevi veriyor. Çok boyutlu, planlı, programlı ve akılcı bir sosyal konut üretimine ihtiyacımız var. Yetkili makamlarda olan karar vericilerin bu tablo karşısında her şeyi bir kenara bırakıp, yerel yönetimlerle, sivil toplumla katılımcı, şeffaf süreçlerle eşgüdüm halinde harekete geçerek bir seferberlik ruhuyla hareket etmesini bekliyoruz. Daha korkunç bir tablo ortaya çıkmadan çözümleri bulmak ve uygulamak zorundayız. “

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x